Fırsatçılık yine susuz kalmamış!

08.07.2026 - Çarşamba 12:13
Uğur Ekinci

Uğur Ekinci

2 Köşe Yazısı

Paylaş: Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp
8 Temmuz 2026, 12:13

Maliyet ile fırsatçılığın birbirine karıştırıldığı şu günlerde, markette, büfede, kafede fiyat etiketlerine bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor: “Bu zam gerçekten maliyetten mi, yoksa fırsattan mı?”

Geçtiğimiz günlerde her zaman 5 TL’ye aldığım yarım litrelik suyu almak istedim. Kasada söylenen fiyat 10 TL. Bir an yanlış duyduğumu düşündüm. Çünkü ülkedeki ekonomik şartları az çok takip eden herkes gibi ben de bir artış bekliyordum. Ama beklenen artış 1 TL olur, 2 TL olur, hadi bilemediniz 3 TL olur. Bir ürünün fiyatını bir kalemde ikiye katlamak başka bir şeydir.

İşin ilginç yanı, bu su aynı su. Şişe aynı şişe. Marka aynı marka. İçindeki kaynak da değişmedi. Değişen tek şey bazı işletmelerin zam yapma iştahı.

Ne zaman piyasada en ufak bir hareketlilik olsa bazıları bunu fırsata çevirmekte hiç gecikmiyor. Döviz yükselir zam. Döviz düşer zam. Akaryakıt artar zam. Akaryakıt iner yine zam. Yağmur yağar zam, güneş açar zam… Deprem olur çadır fiyatları yükselir, kiralar fırlar. Yangın çıkar yangın tüplerine zam gelir. Toplumun dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğu günlerde bile bazıları fırsat kollamaktan geri durmaz. Bahane çoktur ama konu indirime gelince ortalık sessizliğe bürünür. Ve işin sonunda mutlaka aynı cümle duyulur: “Serbest piyasa.”

Oysa serbest piyasa, vicdanın da serbest bırakılması anlamına gelmez. Maliyeti bahane ederek fırsatçılığı meşrulaştırmak, ne ticaret ahlakına ne de toplumsal dayanışmaya sığar.

Vatandaş artık fiyat artışına değil, fırsatçılığın ulaştığı seviyeye şaşırıyor. Çünkü maliyet hesabıyla açıklanamayacak birçok fiyat değişikliği gözümüzün önünde yaşanıyor. Özellikle de günlük tüketim ürünlerinde.

Bir bardak suyun, bir simidin, bir çayın bile lüks sayılmaya başlandığı bir dönemde bazı işletmelerin vicdan terazisini de fiyat etiketiyle birlikte değiştirmesi düşündürücü.

Elbette herkes aynı değil. Maliyet kadar zam yapan, müşterisini korumaya çalışan esnaf veya kurumlar da var. Ancak birkaç kişinin yaptığı fırsatçılık, tüm esnafın da adını gölgeliyor.

Sonuç olarak mesele yarım litrelik su değil. Mesele, her gelişmede vatandaşın cebine göz diken fırsatçı anlayışın giderek normalleşmesi. Çünkü suyun fiyatı iki katına çıkabilir ama vicdanın fiyatı olmamalı.

Bazıları su satıyor, bazıları ise susuzluğu fırsata çeviriyor. Aradaki fark da tam burada başlıyor…

YORUM YAZ